Bu gelişme süreci kesintisiz devam etmektedir. Cerrahi tedavinin insan yaşamına dahil olmasıyla birlikte cerrahlar bazı konulara özellikle dikkat etmişlerdir. Başlıca, birbiri ile bağlantılı iki nokta karşımıza çıkar. Bunların ilki, cerrahi tekniğin standardize edilmesi, diğeri buna bağlı olarak gereksiz anatomik hasardan kaçınılmasıdır. Gereksiz anatomik hasarın oluşmaması yani cerrahinin belli bir alana sınırlı tutulması insan görme yeteneklerinin sınırına kadar gelmiş ve artık çıplak gözle yapilabilecek sınırın ötesinde, başka enstrümanlara gereksinimin olduğu gerçeği ortaya çıkmıştır. Çocukluğumda en dikkatimi çeken şeylerden biri kol saatimi tamire götürdüğümde, saat tamircisinin gözüne tek bir ince uzun büyüteç gibi bir şey takarak saatin içini tetkik etmeye başlamasıydı. Kolumuzda taşıyabileceğimiz saat, kolumuzun taşıyabileceği kadar küçük parçalardan oluşmalıydı ve tamiride büyütülerek yapılmak zorundaydı. Yani bu anlayış insan beyninde vardı ve sadece diğer alanlara, yani tıbbi tedaviye uygulayacak birileri olmalıydı.
Aslında endoskopik uygulamaların yüz yıldır bir tarihi geçmişi olmasına karşın nöroşirürjide bu anlayış Yaşargil’in mikroskobu nöroşirürji ve omurga pratiğine sokmasıyla yerine oturmuştur.
Bugün omurga cerrahisinde yaptığımız mikroendoskopik yaklaşımlar bu adım üzerinden filizlenmiştir. Endoskopla görmek, görülen alanı büyütmek ve tedavi etmek endoskopik cerrahinin özetidir. Mikrocerrahi ile olan anatomik hasarı onlarca kez küçültmüştür. Gelecekte de teknolojik gelişmelerle birlikte çok daha mükemmel cerrahi teknik ve enstrümanların gelişeceği muhakkaktır.
Benim tıp fakültesi yıllarımda gastroenterologlar endoskopla patolojiyi görüp tanımlıyor, fotoğraf çekiyor ve yalnızca biyopsi alabiliyorlardı. Bugün bu kitabın editorü olan kişi endoskopla dura içinden tümör çıkarmıştır ki endoskopinin sınırlarını zorlayan bir yaklaşımdır. Bu kitabı yazan ve katkıda bulunan kişiler bu işe gönül vermiş insanlardır ve çok güzel bir eser ortaya çıkmıştır.
Dr. Salim Şentürk’ü Türk tıbbına yaptığı bu katkıdan dolayı kutluyorum ve devamının geleceğine inanıyorum.
Ali Fahir Özer