İlkini geçen yıl yayımladığımız Klinik Bülten’imizin ikincisini hazırlamış olmanın
mutluluğuyla hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Geçen yılkı bültenimizde de belirttiğimiz gibi Dr. Ernest Hemingway’ın “Bizler, hiç
kimsenin, hiç bir zaman üstat olamayacağı bir mesleğin çıraklarıyız.” şeklindeki
veciz sözünden de öte Bizler bu mesleğin her zaman birer öğrencisiyiz.” düşüncesine
sahip birer meslektaşınız olarak, tabir-i caiz ise kliniğimizi sizlerle paylaşmak
istedik.
Her yıl yayımlamayı düşündüğümüz bültenin bu seneki çeşitliliği, zenginliği, hazırlanması
ve yayımlanması geçen senekinden farklı oldu. Sebep, malum; pandemi!
Ama biz yine de “Olsun! Elimizde ne varsa toparlayalım” dedik ve sonunda
böyle bir çalışma çıktı ortaya. Umarız bu zor süreçten çıkar, normale döner ve hem
hizmet sunumu hem de akademik çalışmalarımız daha üst seviyelere çıkar.
Bu noktada ilk bültenimizdeki bazı açıklamaları tekrarlamak istiyoruz:
Tüm çalışmalarımızı sade, kolay anlaşılabilecek bir dille, görselliği yüksek, sayfa
düzeni olarak göze hitap edecek, amiyane tabirle “hap bilgi” şekline getirmeye
çalışarak sunduk. Bu bağlamda, hemen her konunun sonunda kanaatimizi ve algımızı
belirten “kıssadan hisse” mizi de ilave ettik.
Adından da (Bülten!) anlaşılacağı üzere (bütünüyle) bir telif eser iddiası olmayan
bu çalışmamızın, daha çok klinik içi eğitim amaçlı olduğu veçhiyle, özellikle seminerlerde
kullandığımız bir takım fotoğraf ve dokümanların sahiplerinin isimlerine
yer vermememiz sebebiyle yanlış yorumlanmamasını, şu ya da bu ölçüde intihal
olarak değerlendirilmemesini dileriz. Bu noktada, pek çoğu anonim ya da bilme diğimiz kişilere ait olan hak sahiplerine mesleki eğitim ve bilim adına çok teşekkür
ediyoruz.
Bültende yer verdiğimiz klinik içi seminerlerin çok akademik olması kaygısından
uzak durduk; tartışma bölümlerine girmedik, kaynaklara yer vermedik. Yıl
içerisinde gerçekleştirdiğimiz bu derslerden, özellikle genç meslektaşlarımız
tarafından fazlaca bilinmediğini ya da az ya da çok herkesin işine yarayacağını
düşündüğümüz konuları seçtik. Onları sade bir formatta, daha çok pratiğe yönelik
olarak özetlemeye gayret ettik.
“Zor Olgular” altında topladığımız sunumlar her yönüyle özgün ve kliniğimize
ait çalışmalardır. “Klinik Pratik Uygulamalarımız’’ın, tecrübe aktarımı anlamında
ayrı bir öneme sahip olduğunu düşünmekteyiz. Bütün bunlarla klinik uygulamalardaki
bazı prensiplerimizi, sıkıntılı olgularda davranışımızı, bulduğumuz çözümleri
siz değerli meslektaşlarımızla paylaşmak istedik.
1987 yılında 150 yataklı Devlet Hastanesi olarak hizmete giren, 1988 yılında Eğitim
Araştırma Hastanesi hüviyeti kazanarak tıpta uzmanlık eğitimi vermeye başlayan
hastanemiz, bugün Sağlık Bilimleri Üniversitesi Uygulama Araştırma Merkezi olan
bir müessese konumundadır.
Bu bağlamda hem hastanenin genelinin hem de göz kliniğinin gelişmesinde katkısı
olan tüm insanlara, kliniğimizin önceki şefleri Prof.Dr. Ömer Kamil Doğan,
Uzm.Dr. Ahmet İçağasıoğlu, Prof.Dr. Yusuf Özertürk, Doç.Dr. Aysu Karatay
Arsan’a, diğer hocalarımıza, uzmanlarımıza, asistanlarımıza, hemşirelerimize ve
çalışanlarımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunuyorum.
Son olarak...
Bu kitabın hazırlanmasında emeği geçen herkese, birlikte çalışmaktan mutluluk
duyduğum tüm doktor, yardımcı sağlık personeli ve diğer çalışanlarımıza çok teşekkür
ediyoruz. Klinik eğitim ve idari sorumluluğuna başladığımdan bu yana, çalışmalarımızın
kolaylaştırılmasında yardımlarını esirgemeyen hastanemizin çalışkan
ve deneyimli başhekimi Prof.Dr. Recep Demirhan’a da ayrıca şükranlarımızı
sunuyorum.
Ekip olarak, bir hayli emek vererek hazırladığımız bu kitabın, karınca kaderince
Türk oftalmoloji camiasına katkı sağlamasını, benzer çalışma ve paylaşımların diğer
göz kliniklerince/Anabilim Dallarınca da yapılarak bu eğitim-paylaşım ağının
bir gelenek haline gelmesini diliyoruz.